Kadınlar yerel yönetimlerde hangi gücü yaratabilir?

Türkiye’de 3 Nisan 1930, kadınların yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkı kazandığı tarih olarak kayıtlara geçti. Ancak, o günden bu yana kadınların belediyelerdeki temsili, toplumsal eşitlik açısından hâlâ büyük bir engelle karşı karşıya. Peki, yerel yönetimlerde kadınların sayısı artarsa ne olur? Bu soruyu, yerel yönetimler üzerine çalışan akademisyen ve Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Başkanı Dr. Ayşe Kaşıkırık’a sorduk.
Kaşıkırık, yerel yönetimlerde kadınların temsilinin yalnızca eşitlik için değil, tüm toplumu zenginleştiren bir değişim için kritik olduğunu düşünüyor.
"Kadınlar yerel yönetimlerde olursa, toplumsal cinsiyet eşitliği, gerçekten kurumsallaşır" diyor Kaşıkırık. Onun için, kadınların yönetim kademelerinde yer alması, sadece ‘kadınların hakları’ meselesi değil; bu, hizmetlerin kalitesini, kapsayıcılığını ve erişilebilirliğini artırmak demek. "Kadınların karar alma süreçlerinde varlığı, toplumun her kesimi için hak temelli hizmet sunumunu önceliklendirecek" diyor. Hem de sadece kadınlar için değil, herkes için.
Kadınların yeri nerede?
Ancak Türkiye’de, kadın belediye başkanı ve meclis üyelerinin oranı hâlâ hayli düşük. Ayşe Kaşıkırık, bunun sebeplerini derinlemesine sorguluyor. "Kadınların siyasette yer almasının önünde çok büyük engeller var," diyor. İlk olarak, “Ataerkil sistem ve kapitalizm” diyor. Yani, erkek egemen yapı, kadınların karar mekanizmalarına ulaşmasının önüne geçiyor. Bu sistemin, kadınların eğitim ve iş gücüne katılımını sınırladığına dikkat çekiyor. Bir de siyaset finansmanı var ki, bu gerçekten kadınların en büyük sorunu. “Siyaset, zengin erkeklerin işi gibi görülüyor,” diyor Kaşıkırık.
Kadınların yerel yönetimlerde daha fazla yer alabilmesi için, ne gibi adımlar atılmalı? Dr. Kaşıkırık, kota uygulamalarını yetersiz buluyor. "Kota, geçici bir çözüm" diyor. Hatta, kota bazen kadınları sadece “vitamin” gibi gösteren bir araca dönüşebiliyor. "Oysa eşit temsili sağlamak için daha radikal bir adım gerekiyor. Fermuar sistemi olmalı," diyor Kaşıkırık. Yani, bir kadın, bir erkek şeklinde aday listeleri oluşturulmalı. "Kadınlar gerçekten eşit şekilde temsil edilmelidir, bunun için de oran en az %50-%50 olmalı" diye ekliyor.
İstatistikler
2024 yerel seçimlerinde kadın belediye başkanları oranı %5,5’e çıkmış olsa da, bu oran, yerel yönetimlerin kadınlara açılmasındaki büyük zorlukları gözler önüne seriyor.
Kaşıkırık, bu oranı çok düşük buluyor, zira “Kadınların yerel yönetimlerdeki temsili, ulusal temsilden de düşük” diyor. Ancak o, bu tabloyu sadece eksiklik olarak görmüyor. "Aslında, bu tablo 'yokluk sendromu'nu gösteriyor" diyor. Yani kadınlar, çoğu zaman “vitrin” konumunda yer alıyor, ama gerçek anlamda yönetimde yer almıyorlar. Bu da kadınların potansiyelinin ne kadar büyük bir şekilde görmezden gelindiğini ortaya koyuyor.
Ve kadınların yerel yönetimde daha fazla söz sahibi olmalarının önemi, toplumun her kesimi için kritik. Dr. Kaşıkırık, "Kadınların yerel yönetimlerdeki etkinliği, sadece kadınların değil, tüm toplumun yararına olacaktır" diyor. Kadınların yönettiği belediyelerdeki farklar, erkeklerin çoğunlukta olduğu belediyelere göre oldukça belirgin. "Kadınlar, sosyal politikalara daha duyarlı, toplumsal cinsiyet eşitliğini önceliklendiriyor ve daha şeffaf bir yönetim sergiliyor" diyor. Kadınların yönetimde olması, özellikle kadınlar ve çocuklar için farklı sosyal hizmetlerin daha ön planda olduğu bir yönetim anlayışını doğuruyor.
Yerel yönetim, kadınlar için fırsat alanı
Kaşıkırık, yerel yönetimlerin "yerinden yönetim" anlamına geldiğini hatırlatıyor. Bu da, kadınların daha görünür ve ulaşılabilir olabileceği bir alan. "Bu erişilebilirlik, kadınların sorunlarına yanıt verebilmek için çok önemli" diyor. Kadınların, yerel yönetimlerde daha fazla söz sahibi olmasının, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamada ve şeffaflık açısından önemli bir rol oynayacağını belirtiyor. Kaşıkırık, son olarak, “Kadınların yerel yönetimlerde daha fazla temsil edilmesi, Türkiye’nin değerlendiremediği büyük bir potansiyel” diyor.
Ayşe Kaşıkırık hakkında
Dr. İstanbul Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi.
2012'de İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümünden onur derecesiyle mezun oldu. 2017'de İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde (SBE) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi programından “Cinsiyet Eşitlikçi Perspektifle Belediye Bütçeleri: Fatih Belediyesi” konulu teziyle tamamladı.
İstanbul Üniversitesi SBE’de Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi programında doktora eğitiminde tez aşamasında. Ayrıca, “Kadın Yoksulluğu ve Kentsel Yoksulluk” üzerine bilimsel çalışmalar yürütüyor. 2013-2016 arasında TÜBİTAK’ta ulusal ve uluslararası projelerde araştırmacı olarak görev aldı. 2017-2020 arasında KA.DER’de (Kadın Adayları Destekleme Derneği) projeler koordinatörü olarak çalıştı.
KA.DER’de kadın dostu kentler, toplumsal cinsiyet eşitliği, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme ve kadınların her alanda eşit temsili konularında Türkiye’nin birçok şehrinde çalışmalar yürüttü. On yıla yakın mesleki hayatında ulusal ve uluslararası 25’ten fazla proje yönetti. Kadın çalışmaları, kentleşme politikaları, sosyal politikalar, toplumsal cinsiyet eşitliği ve yerel yönetimler alanındaki akademik çalışmaları ve projeleri bağımsız araştırmacı olarak sürdürüyor. Bu alanlarda çok sayıda rapor ve çeşitli bilimsel dergilerde makaleleri yayımlandı.
3 Nisan 2021’de “Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı”nı kurdu. Kadınların hayatın her alanında aktif olarak yer alması ve fırsatlara eşit erişebilmesi misyonu çerçevesinde çalışmalarını yürütüyor.
Meclis'e giren ilk 18 kadın milletvekiliyle ilgili bilgi için tıklayın.
*Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Türkiye'de kadınının seçme ve seçilme hakkını kazanmasının 90. yıl dönümünde (5 Aralık 2024) yaptığı açıklamada, kadınların siyasetteki temsil oranının yetersizliğine ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derin etkilerine dikkat çekmişti. Meclis'te, "Her iki koltuktan biri kadınların olmalı" yazılı dövizi açmıştı.
Kadınların siyasi hayatta eşit temsil edilmesi gerektiğini vurgulayan Süllü, “Bugün geldiğimiz noktada kadınların karar mekanizmalarında yer almaması kabul edilemez” demişti.
(EMK)
Kadınlar mücadele ediyor, erkek şiddeti yargılanıyor

ERKEK ŞİDDETİ MART 2025
Erkekler Mart’ta 24 kadını öldürdü

Kızıldere’de katledilen Cihan Alptekin, şiirlerle anıldı

Polis tacizini açıklayan kadının avukatları suç duyurusu yaptı

Saraçhane’deki polis şiddetine suç duyurusu: Kimse hukuktan üstün değil
