Ağırlaştırılmış müebbet gerçekten müebbet mi?

Bir kadın daha öldürüldü. 18 Ocak 2023'te Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde imam nikahlı eşi, iki çocuğunun babası Rıdvan Kurt onu öldürdü.
Ayşenur Akkurt için karar duruşması görüldü. Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi, katile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.
Avukat Uğur Yüksel, duruşma sonrası yaptığı açıklamada "Bu karar kaybımızı geri getirmeyecek ama en azından acımızı bir nebze olsun hafifletecek. Aynı zamanda bundan sonra yaşanması muhtemel benzer olaylar için emsal teşkil edecek" dedi.
"Ağırlaştırılmış müebbet hapis." Sanki katilin ömrü boyunca hapishanede kalacağını düşündüren bir terim. Gerçek ne?
Ceza Kanunu’na göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, kural olarak 36 yıl.
36 yıl sonra ise koşullu salıverilme ile serbest kalabiliyor.
Peki, koşullu salıverilme neye bağlı? Mahkûmun hapishanede "iyi hâlli" olması yeterli. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. Maddesi, mahkûmun cezaevi sürecinde iyi hâl göstermesi durumunda tahliye olabileceğini söylüyor. Yani, bir katilin içeride "sessiz ve uslu" durması, yeniden aramıza dönmesi için yeterli bir sebep.
Af gelirse ne olacak?
Türkiye’nin geçmişine dönüp bakalım. 1921 yılından bu yana tam 52 kez Af Yasası çıkarıldı. Çıkan aflar, değişen hükümetler, ekonomik krizler, siyasal hesaplar derken suçluların daha erken salıverildiği çok fazla dönem yaşandı.
Bugün de gündemde sıkça konuşulan olası bir Af Yasası çıkarsa, Rıdvan Kurt gibi katiller 30 yılı bile beklemeden serbest kalabilir. Yani, ceza adı var ama içi boş.
Eğer adalet gerçekten istiyorsak, bu cezaların kâğıt üzerinde kalmasına değil, gerçek anlamda uygulanmasına ihtiyacımız var. Çünkü hiçbir kadın, öldürüldükten sonra değil, öldürülmeden önce korunmalıdır.
(EMK)