KURDİSH MONİTORİNG KOORDİNATÖRÜ MAZLUM ÖZDEMİR
"Kürtçe isimli ama Kürtçe bilmeyen bir nesil ile karşı karşıyayız"

*Düğünlerde Kürtçe müzik ve halay yasaklandı,
*Düğünlere baskın düzenlendi, Kürtçe şarkı söyleyenler gözaltına alındı,
*Belediyelerin Kürtçe tabelaları kaldırıldı, Kürtçe yazılar silindi,
*Kürt sanatçıların konserleri iptal edildi veya salon verilmedi,
*Cezaevlerinde mahkûmların aileleriyle Kürtçe konuşması engellendi,
*Kürtçe şarkı söyleyen mahkûmlara hücre cezası verildi.
Bu veriler, Kürt Dil Haklarını İzleme ve Raporlama Platformu Kurdish Monitoring’in Kürt dili ve kültürüne yönelik 2024 yılı raporundan.
Kurdish Monitoring, geçtiğimiz günlerde kamuoyu ile paylaştığı raporunda, 2024 yılında Kürtçe ve Kürt kültürüne yönelik yaşanan hak ihlallerine yer verdi.
Rapora göre; 2024 yılında “kamusal alan”, “kültür-sanat”, “medya ve hapishanelerde” en az toplam 109 ihlal yaşandı. Kürtçe, en fazla yasağa engellemeye kamusal alanda maruz kaldı. Sadece bir yılda kamusal alanda 53 ihlal yaşandı.
Platformun Koordinatörü Mazlum Özdemir, hazırladıkları rapordan yola çıkarak Kürtçeye yönelik baskıları, engellemeleri ve çözüm önerilerini bianet’e anlattı.
Özdemir, Kürtçenin yaşanan baskılardan ziyade ciddi bir oto-asimilasyon sürecinde olduğunu belirtti ve "Çocuklarına Kürtçe isim koyan ebeveynler çocukları ile Kürtçe konuşmuyor. Kürtçe isimli ama Kürtçe bilmeyen bir nesil ile karşı karşıyayız. Siyasette, medyada, kültür sanatta eskiye oranla Kürtlerin Kürtçeyi daha yaygın kullanıyor olmasına rağmen, hem gerçekleşen bu muazzam baskıya hem de oto-asimilasyona yeterince cevap olamıyor" dedi.
"Tekçi anlayış dil mezarlığına dönüştürdü"
*Türkiye’de konuşulan birçok anadili var fakat baskı ve engellemelerle ilgili kamuoyuna yansıyan genellikle Kürtçe oluyor. Kürtçeye yönelik ihlaller mi çok fazla yoksa Kürtçeye yönelik ihlaller daha mı görünür oluyor?
Aslında bu sorunun birkaç farklı yanıtı olduğunu söyleyebilirim. Öncelikle Kürtçe, Türkiye’de en çok konuşulan ikinci dil, ayrıca Kürt sorununun çözümüyle doğrudan ilişkili. Kürtçenin en çok konuşulan ikinci dil olması ve Kürtlerin anadilinde yaşamak gibi bir talebi olması nedeniyle baskı ve engellemelere maruz kaldığını söyleyebiliriz.
Diğer yandan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla ilişkili bir yanı var. Türkiye, etnik, kültürel, dil ve inanç bakımından çok renkli bir coğrafyada olmasına rağmen, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinde yer alan “tekçi” anlayıştan kaynaklı olarak adeta “mezarlığa” dönüştürülmüş durumda.
Türk ve Müslüman -onun da Sünni yorumu- eksenli bakış açısından kaynaklı dillerin varlığı da inkar edildi ve yasaklandı. Yani oluşturulmak istenen “Türk” ulus kimliği için kurban edildi. “Tek dil” politikası bunun somutlaşmış halidir.
Aslında özünde Türkçe dışındaki bütün diller bu kapsamdadır. Ama Cumhuriyet kurulmadan önce ve kurulduktan sonra uygulanan kırım politikaları, Kürt ve Kürtçe ile ilgili olanlar dışındaki “ötekileri”n görünmezliğini sağladı.
Ermeni, Süryani, Êzidî Kürtler 1915’te, Pontuslar 1919’da, sonraki yıllarda Rumlar ve diğer halklar önce fiziki olarak sonra da kültürel olarak kırıma uğratıldı. Ayrıca asimilasyon politikaları ile bütün toplulukların kendi dillerini unutmaları, bu dilleri konuşanların kendilerini “Türk” olarak saymaları sağlandı. Kürtler ve Kürtçe, bu politikaya karşı yüz yıldır direndi ve direnmeye devam ediyor.
Elbette bir kültürü, halkı yok etmenin veya asimile etmenin en önemli argümanlarından biri dili yaşamdan çıkarmaktır. Kürtçe de Cumhuriyet tarihi boyunca çok çeşitli baskılar ile karşı karşıya kaldı. Ancak Kürtçe bazen sadece eve hapsedilse bile Kürtler anadilinde yaşamaktan vazgeçmedi. Ve bu ısrar yasaklamalarla karşı karşıya kalmasına neden oluyor.

RAWEST ARAŞTIRMA DİREKTÖRÜ REHA RUHAVİOĞLU
"Kürtçe sokak, pazar ve eğitim dili olmadan yaşatılamaz"
"Kürtç ciddi bir oto-asimilasyon sürecinde"
*Anadilin kimliğin inşasındaki rolüne ilişkin ne söyleyeceksiniz? Yasaklamalar bundan bağımsız görülebilir mi?
Az önce de belirttiğim gibi; Cumhuriyet kurulurken yeni ulusu inşa etmek için diğer bütün halklar Türklüğe “kurban edildi”. Bunu yaparken de dillerin üstünden buldozer gibi geçildi.
Çünkü evet dil kimliğin inşasında önemli bir rol oynuyor. Bu inşayı engellemek, sabote etmek, baltalamak, ortadan kaldırmak için diller yasaklandı. Takrir-i Sükun Kanunu başta olmak üzere Cumhuriyet tarihi boyunca çıkarılan kanunlara, yapılan uygulamalara bakalım, hepsinde dilin engellenmesine dair hususlar var. Dilin sadece kamusal alandaki kullanımının engellenmesinden bahsetmiyoruz, ayrıca ev içindeki kullanımı da bu yasaklamalara maruz kalabiliyor.
Son dönemlerde ise özellikle Kürtçe ile ilgili olarak “evde insanlar kendi aralarında Kürtçe konuşabilirler, kimse engel olmuyor” denerek kamusal alandan uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Çünkü Kürtlerin politik ve hak mücadelesi, Kürtçenin kamusal alandaki kullanımı önündeki engellere de darbe vuruyor ama buna karşı direnç de devam ediyor.
Şöyle bir durumda var; bir dönem Kürtlerin büyük bir çoğunluğu ilkokula başladığı ilk gün Türkçeyi günlük yaşamda duyarken; yani daha kelimenin gerçek anlamı ile anadili ilk duyup öğrenirken günümüzde ise, Kürtlerin büyük çoğunluğu Kürtçeyi eğer ebeveynlerin ısrarı olmazsa çok sonraları duyuyor. Geçmişte doğallığında gelişen anadilini konuşma günümüzde doğallığında gelişmediği için Kürtçeyi daha fazla yaşamak gerekiyor. Kürtçe, bir süredir ciddi bir oto-asimilasyon sürecinde bulunuyor ve bu da kaygılı olmayı gerekli hale getiriyor.

DÜNYA ANADİLİ GÜNÜ
Anadilinde eğitim yasağı Kürt çocuklara eziyet
"Kürtçeye yönelik ayrıcılığın haddi hesabı yok"
*2024 üniversite yerleştirme sonuçlarında beş üniversitedeki Kürt ve Zaza Dili Edebiyat Bölümü kontenjanları tamamen doldu. Yasaklamalar tersine mi sonuç veriyor?
Kürtçe ve Zazaca bölümü kontenjanlarının tamamen dolmasını Kürtlerin, yürütülen tekçi politikaya karşı ısrarlı duruşu olarak görmek gerekiyor. Raporumuzda da belirttiğimiz gibi Kürtçe kamusal alanda, medyada, hapishanelerde ve kültürel-sanatsal alanda çok yoğun baskı altında. Bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla 2024 yılı içerisinde 109 ihlal vakası gerçekleşti. Ancak bu sayının gerçek sayının oldukça altında olduğunu da biliyoruz. Çünkü günlük yaşamda meydana gelen engellemelerin hepsi yaygın veya sosyal medyaya yansımıyor. Sosyal medyada Kürtçeye yönelik dışlayıcı, ayrımcı, ırkçı, şovenist yaklaşımların haddi hesabı yok.
İlginçtir, hâlâ da varlığı tam olarak kabul edilmeyen Kürtçe, bir süredir sosyal medyada Hintçe ile bir tutularak ırkçı saldırılara maruz bırakılıyor. Kürtlerin Hindistan’dan geldiği, Kürtçenin de Hintçe ile benzeştiği ifade ediyor bazı sosyal medya kullanıcıları. Buradaki sorun ne: Hindistan’da yaşayan topluluklar ve Hintçe, “geri”, “ilkel” gibi gösterilerek Kürtler ve Kürtçe onlara benzetiliyor ve onlar da “geri” ve “ilkel” olarak sınıflandırılıyorlar.
Bu kadar yoğun bir saldırı dalgasının altında olan Kürtçeye insanlar daha fazla sahip çıkarak, bir bakıma asimilasyon ve inkar politikalarını boşa çıkarmaya çalışıyorlar, görebildiğimiz kadarıyla. Ancak başka bir husus var. Eğitim Bakanlığı 2024 yılı içerisinde Kürtçe öğretmen kadrosu için 10 kontenjan ayırdı. AKP Hükümetlerinin Kürtçeye yönelik yasaklayıcı uygulamaları sona erdirdiğine dair argümanların başında üniversitelerin Kürt Dili ve Edebiyatı bölümleri geliyordu. Kontenjanların bu kadar düşük olması, AKP’nin bu adımları kendi çıkarı izin attığına yönelik eleştirileri akla getiriyor.

Kürtçe araştırması: Çocuklarla Kürtçe konuşulmuyor
"Kürtçenin yaşatılmasına en büyük katkıyı Êzidîler veriyor"
*Diğer taraftan Kürtçe sokak dili olmaktan da çıkıyor... Öneriniz var mı?
Raporumuzu yayınladığımız günlerde Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi’nin de Türkçe dışındaki dillerin kullanımı ile ilgili bir anket çalışması yayınlandı. Uzun bir süredir üzerinde konuştuğumuz konuların sahadan elde edilen verilerle bir kez daha doğrulandığını görüyoruz. Bu araştırmaya göre “11 yaş altı her 5 çocuktan 1’inin dahi artık anadilini sıklıkla konuşmuyor.” Bu, alarm zillerinin daha yüksek sesle çalınması gerektiğini bize söylüyor. Çünkü eskiden kamusal alanda olması engellenen Kürtçe, artık evde de “barınamıyor.”
Bu durumun birinci derecede sorumlusu elbette Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan yasak ve kırım temelli politikalardır. Kürtçe hala “utanılması gereken”, “felsefe, bilim yapılamayan” “matematik ve fen bilimlerinde yetersiz” bir dil olarak görülüyor. İnsanlar Kürtçe konuştukları için tutuklanıyor, işlerinden oluyor ve sokakta saldırıya uğrayıp öldürülüyor. Eğitimde, ticarette, sağlıkta kullanılması engelleniyor, bu yönlü girişimler sonuçsuz bırakılıyor. Bütün bunlar devletin politikalarından kaynaklı olan şeyler. Ancak toplum, siyaset, sanat, medya olarak Kürtlerin üzerine düşen şeyler var. Oto-asimilasyon çok ciddi bir boyutta. Aileler ev içinde bile Türkçe konuşmayı tercih ediyor. Mesela Zazaki, UNESCO’nun Kaybolmaya Yüz Tutan Diller Atlasında yer alıyor. Bütün bunlar, Zazakinin, Kürtçenin ciddi bir tehdit altında olduğunu bize söylüyor. Yani çanlar Kürtçe için çalıyor dersek yanlış olmaz.
Çocuklarına Kürtçe isim koyan ebeveynler çocukları ile Kürtçe konuşmuyor. Kürtçe isimli ama Kürtçe bilmeyen bir nesil ile karşı karşıyayız. Siyasette, medyada, kültür sanatta eskiye oranla Kürtlerin Kürtçeyi daha yaygın kullanıyor olmasına rağmen, hem gerçekleşen bu muazzam baskıya hem de oto-asimilasyona yeterince cevap olamıyor. Türkiye’deki durum böyle iken Avrupa’da yaşayan Kürtler içinde aynı şeyleri söylemek mümkün. Okul veya sokakta yaygın olan Almanca, Fransızca burada yaşayan çocukların ilk dili, çoğu zaman Türkçe ikinci dil Kürtçe üçüncü dil veya hiç olmayabiliyor. Bu konuda tek istisna Êzidî Kürtlerin durumudur. 70’lerden itibaren başta Türkiye’den olmak üzere Avrupa’ya gelen on binlerce Êzidînin günümüzde bile ilk dili Kürtçe daha sonra bulundukları ülkenin dillerine hakim oluyorlar. Bu konuda Kürtçenin yaşatılmasına hem tarihte hem de günümüzde kuşkusuz en büyük katkıyı Êzidîler sunuyor.

İSMAİL BEŞİKÇİ VAKFI
"Üniversitelerde, Kürt çalışmalarında sansür ve otosansür var"
(RT)
BEŞTAŞ: "ARKADAŞLARIMIZ REHİN ALINDI"
HDK soruşturmasında 30 tutuklama

ÇAĞLAYAN'DA GÖZALTILARA KARŞI EYLEM
HDK Eş Sözcüsü Danış-Beştaş: Bu saldırılar barışa komplodur

Ertuğrul Kürkçü: "HDK, halkların kendi kendilerini yönetmesi için kuruldu, 'talimat' doğasına aykırı"

HDK EŞ SÖZCÜSÜ MERAL DANIŞ BEŞTAŞ
“Savcı, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçu işliyor”

HDK’den ‘Barış için 1 milyon imza’ kampanyası: Barışa bir şans verelim
