Deprem, 21 metrekare, otizm ve pes etmeyen anneler

Malatya’da 6 Şubat depremlerinin ardından kurulan ‘Rönesans-1’ konteyner kentinde sadece otizm ve down sendromlu ailelerin kaldığı A blokta yaşam 21 metrekarede tüm zorluklara rağmen devam ediyor. Depremle beraber rutinleri bozulan otizmli çocuklar ve anneleri evlerine kavuşacak günün hayalini kuruyor.
Malatya’da 3 yıl önce kurulan Otizm Anneler Derneği Başkanı Suzan Kırık, 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında çocukların kimilerinin agresif kimilerinin de içine kapandığını söyledi.
Kırık, şöyle dedi:
“Deprem hepimizi ama çocuklarımızı daha çok etkiledi. Agresifleşme, içine kapanmalar oldu. Otistiklerin rutinlerinin bozulmaması gerek. Bu ev düzenleri demek aslında ama hayat şartları, mecburiyetlerden dolayı konteynere de alıştılar. Deprem sonrasında konteyner kentlerde açılan müzik, resim ve spor kursları özel çocuklarımıza iyi geldi. Rahatlamalarını sağladı. Konteynerler bu çocuklar için küçük alanlar. Bu yüzden kurslar büyük önem arz ediyor. Aile de çocuk da rahatlıyor."
"Çocuklarımız korkudan eve giremiyordu. Deprem onlarda anlatamadıkları bir etki bıraktı. Küçük ama konteyner sayesinde bu korkuları yendiler" diye devam ediyor Kırık.
Kırık o günleri şöyle anlattı:
"Aktiviteler sayesinde idare edebiliyoruz. Biz annelerin maddi yükü çok fazlaydı. Belediyelerimiz sayesinde ücretsiz kursların olması çok yardımcı oldu. Bu çocuklar için depremden sonra oturmak yerine bir şeyler yapmak zorundaydık. Ben pes eden bir anne değilim. Konteynerde hemen aktivite yapmaya başladık. Depremden sonra çocukları kamplara götürerek konteyner dışına çıkardık. Bu yaşama alıştılar, alışmak zorunda kaldılar. Derneğimizin annelere katkısı haliyle oldu. Otobüse çocuğunu bindirmeye çekinen anneler vardı. Biz bunları yendik.”
"Deprem yaşanana kadar bir şeyi atlattık"
21 yaşında otizim tanılı bir kızı olan Meral Aladağ ise otizmin Malatya’da zamanla bilinirliğinin artmasıyla beraber hayatlarının kolaylaştığını söyledi. Aladağ, “21 sene önce otizm Malatya’da çok bilinmiyordu, bu yüzden hayatımız daha çok zordu. Eve kapatılan çocuklar gibi bir durum vardı. Tek başına sesimizi de duyuramıyorduk ve savaşımızı tek başına veriyorduk. Otizm demeyi beceremiyorduk. Daha sonra sevgi, ilgi ve eğitimlerle 21 yılı geride bıraktığımızı ve birçok şeyi başardığımızı gördük ta ki depremle tanışana kadar” diye konuştu.
Deprem sonrasında ilk olarak bir okul binasına geçtiklerini söyleyen Aladağ, o süreçte yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Deprem sonrasında okula yerleştik ve o kadar çok zorlandık ki konteyner bize saray gibi geldi. Çocuğumda çok mutlu oldu, sıraların üzerinde yatmaktansa konteynerde yatağı var diye mutlu oldu. Hayat kadınlar için zor ama biz otizmli evlat sahibi anneler için daha zor. Otizm köyü istiyoruz. Hani derler ya ‘benim ceketimi giymeden beni anlayamazsın’. Dışardakiler üzülüyorlar halimize ama bize çözüm üretemiyorlar. Karşımızdaki otizmli bir annesi ise ‘benim çocuğumda da böyle olmuştu, biz şöyle aşmıştık’ diyerek öneride bulunuyor. Çocuklarımız krize girdiğinde hemen gelip elimizden tutuyorlar. Bunlar bizim için çok değerli. Bu yüzden otizm köyü olmalı Malatya’da. Annelerin de sosyalleşmeye, nefes almaya ihtiyacı var.”
“Gücümüz annelikten”
Biri 39 diğeri 16 yaşında iki otistik çocuğu olan Ayşe Nurcan İnankul ise 21 metrekarede yaşamın zorluğunun anlatılamaz olduğunu ifade ediyor. Anne İnankul, bir an önce müstakil evine kavuşmanın hayalini kuruyor.
Konteynerde çok zor durumda olduğunu ifade eden İnankul, “ Çocuklarım hiç durmuyor. Kiraya çıksam, bu gürültüye bir ay dayanmaz komşularım. Depremden önce müstakil evimiz vardı, yıkıldı. Yani benim bu çocuklarla kirada oturmam mümkün değil. Gece yarılarına kadar kapılar çarpılıyor. Yıkılan evimin yerinde yapılmasını istedim. Daha başlamadılar. İki özel çocuğum var, bir an önce evimiz yapılmasını istiyorum. Çocuklarım konteynerde durmuyor, sürekli ev istiyorlar. Ama belirtmek isterim ki depremin ilk günlerine göre yine konteyner çok iyi. Bahçemizdeki kulübede 6 kişi günlerce kaldık. Sonra yurda gittik ama bir hafta ancak durabildik. Ardından buraya yerleştirildik. Eşimde yok, anneliğin verdiği güçle bu zorlukların altından kalkıyorum” dedi.
22 yaşında otizm tanılı oğlu olan Songül Temelli kendisini biraz da olsa ‘şanslı olduğunu’ düşünüyor. Hafif düzeyde otizmli olan oğlu için anne Temelli, şöyle konuştu:
“Konteyner hayatını oğlum sevdi. Konuşma ve anlamada sıkıntısı olmadığı için durumun biraz farkında. Ağır otizm değil. Burada kahveye çağırıyorlar mutlu olarak gidiyor. Normal bir ortamda otistik bir anneyi kimse kahveye çağırmıyor ama burası öyle değil. Diğer arkadaşlarımın da böyle evlatları olduğu için birbirimizi rahatlıkla anlayabiliyoruz. Empati kurmak lazım.”
“Dar alan zorlukları arttırıyor”

Özel bir iyileştirme merkezinde uzman olarak görev yapan Burcu Selçuk, 6 Şubat depremlerinin ardından rutinlerine bağlı olan bu çocukların düzenlerinin bozulmasının davranış problemlerine yol açtığını vurguladı. Selçuk, ev dışında kalmakta, yemek yemekte ve çevresel gürültüden rahatsızlık olan otistik çocukların çadır ve konteyner kentlerdeki yaşam koşullarına uyum sağlamakta güçlük çektiğini belirtti.
Özellikle apartman dairesinde bile ses çıkardığı için şikâyet edilen çocukların, dar alanlarda yaşamak zorunda kalmasının zorlukları artırdığına değindi.
Selçuk, konteyner kentlerde yaşayan ailelerin benzer sorunlarla karşılaştığını ve bu nedenle güvenli evlerde yaşamlarını sürdürebilecekleri koşulların sağlanmasının önemine dikkat çekti.
Ayrıca, çocukların eğitimlerinin sürekliliğinin sağlanması ve nitelikli eğitim fırsatlarıyla desteklenmelerinin hayati olduğunu vurguladı.
(BAŞ/EMK)