ŞARKILARIN YOLDAŞLIĞI
Rumca Ehe Gia Panda Gia

* 21 Şubat Dünya Anadili Gününüz Kutlu Olsun!
Ehe gia panda gia (Sonsuza dek elveda)
Galata'da yağmur
Tatavla'da sağanak
Kızların kraliçesi
Siyahlı kadındır
Sonsuza dek elveda
Rüyaydı ve unuttuk
Galata'da şarap içip,
Pera'da sarhoş olacağım
Yedikule'den
Bir kıza aşık olacağım
Sonsuza dek elveda
Rüyaydı ve unuttuk
Yedikule, Tarabya
Tatavla ve Yeniköy
İstanbul'u güzelleştiren
Bu dört semt
Sonsuza dek elveda
Rüyaydı ve unuttuk
(İstanbul rum şarkısı - Anonim)
İstanbul Rumlarının gelmiş geçmiş en çok sevilen ve unutulmayan parçası. Tüm eğlencelerin olmazsa olmazı. Çocukluğumdan beri tüm buluşmaların son parçası. Nedendir bilmem ama bu parça hüzün ve aşkı beraberinde barındırır. Hem eğlenir, hem neşelenir, hem de hüzünlenirsin bir anda...
Çocukluk yıllarım İstanbul'da, yazları da anne babamın doğup büyüdüğü İmroz'da geçti. İlk baktığında bambaşka gibi görünen bu iki yerin beni birleştiren noktası Rum kimliği oldu.
İmroz adası Mübadele dışı tutulmuş ve Anadolu Rumlarının, İstanbul dışında, yaşamaya devam ettiği tek yer olmuştur. Diğer yandan İstanbul'un geçen yüzyılda sosyokültürel ve ekonomik anlamda geçirdiği değişiklikler Rum ekalliyete de yansımıştır. İmroz Rum nüfusunu koruyamasa da, ada olmasından kaynaklı gelenek ve görenekleri yaşatabilmiş, İstanbul ise eski havasından uzak devasa bir metropole dönüşmüştür.
O yüzden, benim jenerasyonum kendi öz kültüründen uzaklaşmak zorunda kalmıştır. Benim arka odam İmroz panayır ve eğlenceleri oldu.
80'li yıllarda İmroz'da ada havalarını çalan bir müzisyen kalmıştı: Apostolos Brigos. Dini yortular sonrası adada yapılan tüm panayırların ve eğlencelerin başrol oyuncu, tek bir kemandı...
İstanbul folklorunun bizlere bağışladığı bu parçayı ben, ilk olarak ilkokul çağında, saatlerce süren danslar eşliğinde köyümüzün panayırında dinledim. O eğlenceleri size anlatmam çok zor. Çünkü bazı şeyler anlatılmaz, yaşanır. Bir yandan naralar, edalar, karşılama oynayan şalvarlı ihtiyar dedeler, diğer yandan çoluk, çocuk, kadın erkeklerden onlarca insanın bıkmadan usanmadan saatlerce süren kol dansları... Evet, ben kaybettiğim İstanbul'u adada bulmuştum. Tıpkı üniversite yıllarımda Atina'da hocam Domna Samiu'nun konser ve albüm çalışmalarında olduğu gibi. Bu şarkı doğduğu yerde kaybolmuş artık başka coğrafyalarda aynı özlemi anlatmaya ve bizleri doğduğu yere taşımaya devam etmektedir.
Gurubumuz Café Aman İstanbul bu özlemi az da olsa gidermek adına, Fasl-ı Rembetiko adlı albümü yayınlamıştır. Albümün son parçası da Ehe gia panda gia'dır (Sonsuza dek elveda).
İnsanoğlu doğup büyüdüğü toprağın bir parçasıdır. Uzaklara da gitse, er geç doğup büyüdüğü yeri özler. Hele de mevzubahis İstanbul olunca, o zaman gidilen yerin pek de önemi yoktur. Bir şairin dediği gibi: "Nereli olursan ol, İstanbul herkes için dönülen yerdir...".
* Stelyo Berber, Müzisyen - Cafe Aman İstanbul
** bianet'in 21 Şubat 2012 Anadili Günü sayfası için tıklayınız.